Canela Skin’in o kocaman Meksika poposu, ortama girer girmez bütün adamların gözlerini sabitledi. Sert bakışlar arasında dolaşan o kıvrımlı, dolgun kıç, sanki tüm arzuları ateşleyen bir mıknatıs gibiydi. Canela, biliyordu ne kadar manyak ettiklerini, her hareketinde biraz daha kendini gösteriyor, biraz daha dayamaya davet ediyordu. O büyük kıvrımıyla masaya yaslanırken belindeki o hafif esneme, oradaki herkesin aklını başından aldı; adamların içindeki azgınlığı tetiklemekten başka bir şey yapmıyordu.
Biraz ardından yaklaştılar; elleri onun o sıkı ama yumuşak poposuna indi. Parmaklar iz bırakır gibi geziyordu teninde, Canela her dokunuşta hafifçe inliyordu; bunu duymazdan gelecek kadar da kendini tutmuyordu. Adamlardan biri dayanamadı ve elini kaydırarak tam da o en hassas yere bastırdı. Canela’nın nefesi kesildi, aniden sertleşen yaraklar sıkıca kavrandı. O anda havasını yutup derin bir şekilde sırtını geriye attı; amcığına değen eller iyice güçlendi ve Canela’mın kalçasına dayama başladı.
Sikmeye başladılar. Her kökleyişte Canela’nın o büyük kalçası ritmik biçimde sallanıyor, adamın yarakla yaptığı oyun uyum içinde ilerliyordu. Gözlerine inat saçları ensesine dökülürken ağzından çıkan ahlar ortamı daha da yoğunlaştırıyordu. Hız arttıkça sıcak bedenler birbirine sıkıca yapıştı; neredeyse tek nefeste birleşmişlerdi. Poposu amcık içine gömülüyor, her girişte canlı canlı içini parçalayan bir yanma yaratıyordu.
“Daha sert! Dayamaya devam et!” diye haykırdı Canela öfkeyle. Azgın eller onu hırpaladıktan sonra son bir kez sertçe içine girdi ve sonunda bütün sarhoşluğu patladı. O büyük Meksika poposu tüm salondaki adamların aklı başından gitmişti ama sadece o an ona ait olan bu şehvetli anın içinde eridi gitti; takır tukur sikmenin sonunda hem beden hem ruh tamamen teslim olmuştu.