Üstü çıplak, ipeksi teni ışıldayan Japon fahişe, odaya dolan ağır libido kokusuyla kendinden geçmişti. Gözleri kıpkırmızı, dudakları hafifçe aralanmış; her nefes alışında amcığı ıslatıyordu. Yarağını sertleştiren adamın acımasız elleri, onun küçük göğüslerini sıkarak arzuyu daha da kabarttı. Kadının bedenini saran sıcaklık ve heyecan patlamaya hazır bir bomba gibi büyüyordu.
Adam, kızgın yumuşaklığıyla saksoyu kavradı; dudaklarını onun üzerindeki yumuşacık deriye bastırarak seksin her zerresini içine çekmek istiyordu. Kadın hazdan delirirken, o da onu saksoyla tahrik edip hızla yutuyordu. Her inleme ve hırıltı odanın içinde yankılanıyor, tutkularını sınırları zorluyordu. Sığınak yoktu artık; sadece yakıcı bir arzu vardı.
Birden adam kadını öne eğdirdi, kalçasına güçlü bir dayama indirdiği anda amcık derinlere açıldı. Sert ve acımasız kökleme başladı; her darbe kadının bağırmasını sağlıyordu. Amcığını deli gibi içine alırken o da yüzünü yastığa gömüp yüksek sesle inlemeler çıkarmaya koyuldu. Kadının amcığı sıkışıyor, yarağına iyice sarılıyordu; ateşi yükselen kadın hızlıca folloşa bağladı.
Adam daha sert vuruyor, kadın da karşılık veriyordu—vahşi bir dans gibi bedenleri birbirine kenetlenmişti. “Daha derine, sik beni!” diye haykırdı kadın. Adam amcağıyla vajina arasındaki o ince bağı uçuruma sürüklüyor gibiydi. Damarları belirginleşen yarağı en sonunda boşalırken sıcak zehrini kadının içinde fışkırttı. Kadının vücudu titriyordu; her kasıyla orgazmın şokunu yaşıyor, inlemeleri son limitindeydi.
Birbirinden kopmadan uzandı yatakta; terli ciltleri birbirine yapışmıştı hâlâ ateşli ve kudretli… Bu gece her ikisi de sınırlarını zorlayan anlarla yıkılmıştı tamamen.