Küçük yapılı siyahi çift birbirini ateşli şekilde delirtiyor

Siyahların kavurucu ateşi, minik ama deli kıvılcımıyla patlamaya hazırdı. O incecik, tutkulu cilt altından fırlayan o kara adamın yumuşak, kalın yarakları, folloşunun küçük amcığını öylesine gıdıklıyordu ki her dokunuşu yepyeni bir cehennemi davet ediyordu. Küçük bedeninin ardına saklanmış o amcık, siyahtan gelen sert dayamaya karşı koymak istese de dayanamadı; kısa sürede ıslandı, yutkundukça derinleşen nefeslerle sikişe kendini bıraktı. Adamın köklüğü içeride çılgınca gezinirken, her hareketinde folloşun arka kapısından çıkan hafif inleme sesleri odanın havasını iyice yoğunlaştırıyordu.

Göğsünü yumruklayan iki elin arasında kalmış o küçük beden, diken diken oldu; adam tepe tepe kullanırken yaraklarını var gücüyle dayadı. Amcığın içine bastırılan her itişte minik canlının sesi biraz daha yükseldi, korkunç bir zevk ve acı karmaşasının içinde kayboldu gitti. Sanki içeri giren şey sadece büyük değil, aynı zamanda kendini parçalayan bir fırtınaydı. Onun acısını hazza çeviren adam ise terlemeye başladı, kasları şiddetle gerildi; her dalga birlikte daha derine indi ve daha vahşi oldu.

Tuvaletin loş ışığında bu karanlık kırbaçlaşma sürerken, amcık karnına kadar doldu ve ardından geri çekildi; yalancı sakinlik anlarının ardından hız tekrar tavan yaptı. Tekmeleriyle sertçe vurup saksoyu iki eliyle sıkan adam, minik folloşunun ağzını açmasını sağladı ve kabaran yaraklarını oraya dayadı. Amcıktan çıtır çıtır ıslıklar yükselirken adamın boğazına inleyen sertlik gözlerine korku ama aynı zamanda delice bir arzu serpti. Boğazında yumuşak ama vahşi bir kenar vardı artık.

Son hamlede bütün güçle köklediğinde küçük beden yerinden fırladı gibi oldu; amcıktan dışarı fışkıran sıvılarla beraber alevler saçtı ortalığa… Bu sertliğe rağmen öylesine zayıf ama coşkuluydular ki bütün dünyanın kurusu dönerken onlar sadece birbirlerinin ateşiyle yanıyorlardı. Karanlık oda onların çılgınlığından titrerken sanki dünya sessizliğe bürünmüş, sadece onların inleyişleri yankılanıyordu havada…

← ÖNCEKİ